| HEVES ETTİK |
Coşkunun mahalledeki tırt maceralarıSabah olup günışığı hafif serzenişlerle evin içine dolduğunda Coşkunun içindeki huzur onu kalkmamaya ve bir saat boyunca yatakta miskin miskin uznıp karşı duvara bakmaya zorluyordu. "Yapılacaklar" adı altında kafasında programladığı gün içi aktivitelerini bir çırpıda gözden geçirdi bu duvara uzun uzun bakma olayı dahiliyetinde. Biraz düşündüğünde tek sorununun güneş sebebiyle sokağa çıkamamak olduğunu anladı. Güneşin gitmesine doğru sokağa çıkacak ve ikili ilişkiler baabında yeni ufuklara açılacaktı.
Hafifçe kalktı,yüzünü yıkadı,annesinin talimatları dahilinde bakkaldan ekmek aldı,kahvaltısını etti hergün yaptığı gibi. Yaz tatilinin vermiş olduğu öğlen miskinliğiyle sallana sallana azını sabunlamadan oturma odasına gitti. Televizyon açıktı ama elinde kumandayla babannesi uyuya kalmıştı ve bu ona hazır annesi bulaşık yıkıyorken çılgınca şeyler yapmanın zamanının geldiğini hatırlattı. Hemen antenin kablosunu çıkardı ve aterisinin kablosunu taktı. Babannesinin elinden elleri titreye titreye büyük dozda adrenalin eşliğinde kumandayı aldı. 96ıncı kanalda olan ateri kanalını buldu. Üzerinde 1000000 in 1 yazan ama aslında 12 tane oyunun(4ü maryo) 10000000 kere yer değiştirilerek kakalandığı kasedini kavradı,usulünce çip kısmını ateriye yerleştirdi.
İçinde tusubasa bulunan bu kaset mahallede sadece onda vardı,buda onun mahalledeki dostuna,düşmanına karşı elindeki tek kozdu. Mahalledeki Turgut adındaki onlardan 2 yaş büyük çocuk taşındığından beri bu dalda 1.liği sırtlamıştı.(turgutun istanbuldan gelen 68 in 1 kasedi vardı 68 farkı oyun olan). Tusubasa oynamaya başladığında zamanın nasıl geçtiğini bilmiyordu adeta coşkun. Japoncayı sökmüştü adeta tusubasa sayesinde. Coşkun topu 10 numaraya vermeye çalışırken (röveşata ve gol için) annesi bulaşık yıkadımayı bitirip oturma odasına geldi. Coşkunu ateri başında görüp bir güzel sopa attı ve tatilde öğretmeninin ona okuması için verdiği kitapların daha bitmediğini şeker protakalının daha yarısını bile bitiremediğini uygun olmayan bir dille coşkuna izah etti. Coşkun odasına kapanıp şeker portakalını eline aldı ama canı hiç ama hiç okumak istemiyordu. Allahtan annesinin mutfaktaki bilimum işleri bitene kadar baya bi süre geçmişti. Öğle yemeğindeki baklayı annesinin gözüne girebilmek için ekmeğini bana bana yiyen coşkun,yemeği bittikten sonra pısarak susarak kem küm ederek annesinden dışarı çıkma izni istedi. Büyük uğraşlar sonucunda akşam ezanı okununca eve dönme şartıyla birlikte izni kopardı. Hızlı hızlı ayakkabılarını giydi,sokakta sergileme baabında gurur duyduğu "izmir büyük şehir belediye spor futbol kursu takımı" formasınıda üstüne geçirdikten sonra attı kendini sokağa.
Sokağa çıktığında ondan daha hevesli olan Mehmet'i farketti. Mehmet belliki Coşkunun yaşadığı olayları bir bir yaşamış ama izni daha çabuk koparmış,topuyla duvara şut çekiyordu ve saydırma alıştırması yapıyordu. Sırayla mahallenin hevesli ekürisi toplandı;Osman,ömer,serhat,rızacan. 6 kişiydiler ve ellerinde 1 adet topları vardı. Muçi mi,dokuz aylık mı,çift kale maç mı yapacaklarına karar vermeleri gerekiyordu.. Herkezin alnından galon galon ter damlıyordu. Ellerindeki top onları simit,yerdenyüksek gibi oyunlardan soyutlamıştı adeta.
tu bi kontinuuuuud..........................
Cibindik
16:58 - 10/8/2006 - yorum {4} - yorum yaz
|
Tanım çok pis heves ettik.herkes bir blogtur gidiyo.peki biz niye gitmeyelim? Ana Sayfa Profilim Arşiv Arkadaşlarım düz mantık Son yazılar - Taso - İstediğimi yazarım köşesi vol.1 - Maysipeys dünyasının kuralları,raconları.. - hemesen mesıncırı yüz kişiye sorduk (hayır sormadık) - TOSTUN İÇİNDE DOMATES OLUNCA YİYEMEYENLER - Ay - Neden Hevesimiz Kaçar Gibi Oldu ? - Smileyler - sinir oluyorum lan vol 2 - Bazı aşklar insana üçbuçuk attırır.(Los encılız serisi volüm tuu Kategoriler
Arkadaşlarım |